Turkish Words: Top 500 Verbs 126 - 150

 0    25 tarjetas    top500turkishverbs
descargar mp3 imprimir jugar test de práctica
 
término
definición

to raise
We're planning to raise our employees' wages.
empezar lección
yükseltmek
Çalışanlarımızın maaşlarını yükseltmeyi düşünüyoruz.

to attract
also: to pull
Magnets attract iron.
empezar lección
çekmek
Mıknatıslar demiri çeker.

to risk
Would you risk your life for your wife?
empezar lección
riske atmak
Hayatını karın için riske atar mısın?

to rest
Every child has to have time to rest in a kindergarten.
empezar lección
dinlenmek
Her çocuğun kreşte dinlemek için zamanı olmalıdır.

to add
Would you like to add something?
empezar lección
eklemek
Bir şey eklemek ister misin?

to face
You have to face your demons.
empezar lección
yüzleşmek
Korkularınla yüzleşmen gerekiyor.

to use
I don't know how to use the Internet.
empezar lección
kullanmak
İnternet'i nasıl kullanacağımı bilmiyorum.

to be astonished
I was astonished by his audacity.
empezar lección
etkilenmek
Onun yürekliliğinden etkilenmiştim.

to invent
It was Alfred Nobel who invented dynamite.
empezar lección
icat etmek
Dinamiti Alfred Nobel icat etti.

to jump
also: to skip
Jump as high as you can.
empezar lección
atlamak
Atlayabileceğin kadar yükseğe atla.

to refuse
I couldn't refuse.
empezar lección
reddetmek
Reddedemedim.

to spread
The disease spread all over the country.
empezar lección
yayılmak
Salgın tüm ülkeye yayıldı.

to swim
I like swimming in the morning.
empezar lección
yüzmek
Sabahları yüzmeyi severim.

to call back
I'll call you back when I have time.
empezar lección
geri aramak
Zamanım olduğunda seni geri arayacağım.

to observe
We're observing the behaviour of the whale.
empezar lección
gözlemlemek
Balinanın davranışlarını gözlemliyoruz.

to desire
You have no idea how much I desire you.
empezar lección
arzulamak
Seni ne kadar arzuladığımı bilmiyorsun.

to threaten
My boss threatened to fire me.
empezar lección
tehdit etmek
Patronum beni kovulmakla tehdit etti.

to get divorced
I believe my parents will never get divorced.
empezar lección
boşanmak
Ebeveynlerimin hiçbir zaman boşanmayacağını düşünüyorum.

to must
I must take my medication every day.
empezar lección
zorunda olmak
İlacımı her gün almak zorundayım.

to offer
I would like to offer you my services.
empezar lección
sunmak
Size hizmetlerimi sunmak isterim.

to confirm
I'd like to confirm my reservation for tonight.
empezar lección
onaylamak
Bu gece için olan rezervasyonumu onaylamak istiyorum.

to solve
Alcohol won't solve your problems.
empezar lección
çözmek
Alkol sorunlarını çözmeyecek.

to argue
Don't argue with me!
empezar lección
tartışmaya girmek
Benimle tartışmaya girme!

to put out
also: to turn off (light)
You can't put out the fire with gasoline!
empezar lección
söndürmek
Yangını benzinle söndüremezsin!

to ensure
We must ensure that all people have equal chances.
empezar lección
emin olmak
Herkesin eşit şansı olduğundan emin olmalıyız.


Debes iniciar sesión para poder comentar.